ELSİAD
Anasayfa | Dernek Hakkında | Dernek Tüzüğü | Dernek Yönetimi | Fotoğraf Albümü | İletişim | Üyelerimiz |

SİTE İÇİ ARAMA


Gelişmiş Arama

DOĞUNUN YALOVASI

HAZAR GÖLÜ

ANKET

Derneğimizi Nereden Duydunuz?





Tüm Anketler

DÖVİZ VE ALTIN BİLGİLERİ

Döviz Kuru

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİLER

 

ALTERNATİF TURİZMİN TÜM GÜZELLİKLERİYLE YAŞANDIĞI KENT : ELAZIĞ

Yazı Büyüklüğünü Ayarla
11 Punto 13 Punto 15 Punto 17 Punto



Tek tanrılı dinlere kaynaklık etmiş kutsal kitaplar dört nehirden, ama sadece dört nehirden söz ederler. Bu nehirler Dicle, Fırat, Aras ve Kura nehirleridir. Bu dört nehirden ikisi çok önemli uygarlıklara hem kaynaklık hem de ev sahipliği yapmaları açısından kayda değerdirler. Hemen anlaşılır oluyor ki; sözü edilen iki nehir Dicle ile Fırat'tır. İkisi bir oldu mu, dağlar da, ovalar da önlerinde selama durur. İkisinin araya aldığı bölge çağlar boyu Mezopotamya olarak ünlenmiştir."Yukarı Hilâl" ya da "Bereketli Hilâl" olarak da bu bölgenin isimlendirildiği bilinenlerdendir. Her dönemde bir dolu önemli işe mührünü basmış Mezopotamya ve bu iki nehir. Bazen bacı, kardeş olmuşlar. Çoğu kez de iki sevgili : Dicle ve Fırat... Ne hikmettir bilinmez bu iki nehre, hakareti de eziyeti de belki coğrafyası ve de doğası gereği Elazığ reva görmüş. Binlerce yılın yaşanmışlığıyla da bu kutsal nehirler Elazığ'a ayrı bir güzellik ayrı bir renk katmış. Doğu Anadolu Fay Kuşağı üzerinde oluşmuş tektonik bir göl olan Hazar Gölü, diğer kutsal nehir olan Dicle'nin tek çıkış noktasıdır. Maden ilçesi topraklarında doğan bu nedir önce Maden çayı sonrada Dicle Nehri alarak dünya üzerinde milyonlarca insana hayat sunmaya devam etmektedir.

Su kaynaklarının bol miktarda bulunduğu Elazığ, bu vesile ile ılıman ve 4 mevsimi esintili bir iklimde yaşamaktadır. Doğunun Yalovası mahiyetindeki Gezin Beldesi sadece Elazığ'ın değil tüm bölgenin yaz tatili için önemli bir merkesi haline gelmiştir.

Tanrı güzellikleri verirken Elazığ'a ayrı bir özen göstermiş. 4 mevsim güzelliği yaşamak için Hazar Gölü'nü çevreleyen Hazar Baba Dağı'na hem coğrafik ve turistik güzellikler katmış. Yılın ortalama 5 ayı boyunca kayak yapma imkanı sağlayan Hazar Baba Dağı Elazığ'a alternatif Turizm adına önemli kazanımlar sağlatmaktadır. Elazığ'ın doğusunda bulunan ve 2171 m. yükseklikteki Mastar Dağları ile birlikte Hazarbaba Dağı'ndan Hazar Gölü ve Keban Baraj Göllerini izleme keyfi, insan hayatına hayat katacak zevkleri barındırmaktadır.

Hazar Baba Kayak Merkezi
Elazığ’a bağlı Sivrice ilçe merkezine 6 km. uzaklıkta, Hazar Gölü kıyısında 2347 m. yüksekliğinde olan Hazar Baba Dağı’nda 1999 yılında açılan Hazar Baba Kayak Merkezi, ülkemizde son yıllarda gelişmekte olan kış turizmine katkıda bulunacak, yöre ve bölge insanlarının da faydalanacağı bir merkezdir. Hazar Baba Kayak Merkezi’nde kayak evi ve kafeterya olmak üzere iki bina mevcuttur. Kayak evinden gelen günübirlikçilere kayak takımları sağlanmaktadır. 2000 yılında mevcut teleski tesisi büyütülerek 1700 m’ye çıkarılmış, kayak pisti geliştirilerek amatör ve profesyonel kayakçılara rahat bir şekilde kayma imkanı sağlamıştır. Kayak yaparken aynı anda Hazar Gölü ve Keban Baraj Gölü’nün görüldüğü, adeta bir seyir tepesi konumundaki Hazar Baba Dağı Kayak Merkezi’nde hiçbir yerde görülmeyen güzellikler yaşanmaktadır.

Buzluk Mağaraları

Buzluk Mağaraları tarihi Harput beldesinin kuzeydoğusunda Elazığ’a 11 km. uzaklıktadır. Mağarada, jeomorfolojik yapısı; klimatolojik şartlar ve hava sirkülasyonu özelliğinden dolayı yaz ayları içinde doğal olarak tabakalar, sarkıt ve dikitler halinde hatta bazı kısımlarında bal peteği şeklinde buz tabakaları, kış aylarında ise tam tersine sıcak hava oluşmaktadır. 1990 yılında merdiven basamakları ve aydınlatılması yapılan mağara, Türkiye’de gezilebilen mağaralar arasında yer almaktadır. Buzluk Mağaraları, çevresinin doğal güzelliği yanında tarihi Harput beldesinde bulunması, tarih ve doğanın iç içe bulunduğu nadir turistik yörelerimizden biridir.

Tarihi-Ören Yerler

Harput, Mevcut tarihi kaynaklara göre Harput'un en eski sakinleri M.Ö. 2000 yıllarından itibaren Doğu Anadolu'ya yerleşen Hurrilerdir. Hurrilerden sonra bölge Hitit hakimiyeti altına girmiştir. Çok uzun sürmeyen Hitit hakimiyetinden sonra M.Ö. 9. Asırdan itibaren Doğu Anadolu'da devlet kuran Urartular Harput'ta uzun süre hüküm sürmüştür. Harput ve çevresi, 1085 yılında Türklerin eline geçmiştir. Bundan sonra İlhanlıların Dulkadiroğullarının, Akkoyunluların, Safevilerin eline geçmiş ve 1516 yılında Çaldıran Savaşı'ndan sonra Osmanlı Ordusu tarafından fethedilmiştir.
Hüsnü ziyad adı ise, Muaviye Döneminde Harput'ta valilik yapan "İbni Ziyad "a bağlanmaktaysa da, konuya ilişkin net bilgi bulunmamaktadır. Çok farklı isimler ve açıklamalar verilmesine karşın, Harput adı ve anlamı konusunda ortaya net bir şeyler konulamamaktadır.
Harput Kalesi (Süt Kalesi): Tarihi Harput şehrinin güneydoğusunda, Elazığ ovasına egemen bir konumda bulunan kalenin Urartular döneminde inşa edildiği bilinmektedir. Kalenin Roma, Bizans ve Arapların eline geçtiği tarihi belgelerde mevcuttur. Kale çeşitli dönemlerde onarım görmüştür. Dikdörtgen planlı kale, iç kale ve dış kale olmak üzere iki bölümden yapılmıştır. Görkemli burçları halen ayaktadır.
Süt Kalesi hakkında çeşitli efsaneler anlatılmaktadır. Bir rivayete göre kalenin yapımı sırasında harcın hazırlanması sırasında su yerine süt kullanıldığı, bu nedenle Harput kalesinin bir adınında Süt Kalesi olduğu söylenmektedir.
Ulu Camii: Harputta Artuklu Hükümdarı Fahrettin Karaslan Tarafından M 1156-1157 yılında yaptırılan camii, Anadoludaki en eski ve en önemli yapılardan birisidir.
Kurşunlu Camii: Harputta Osmanlı devri camilerinin en güzel örneğidir.
Alacalı Camii: Harputta Kitapçıgil Parkının girişinde bulunan camide çeşitli yapı devirlerinin izleri görülmektedir. Artukoğulları döneminde inşa edilen cami küçük ebatta dikdörtgen planlıdır.
Harput Ağa Camii: Harputa girişte ana yolun solunda yer alan camiinin kubbesi çökmüş olup, yalnızca zarif minaresi ayaktadır. Harput müzesindeki kitabesine göre 1559 yılında Pervane Ağa tarafından inşa edilmiştir. Daha sonra cami aslına uygun olarak yeniden imar edilmiş, ve minare yanlızlıktan kurtulmuştur.
Meryem Ana Kilisesi: Halen faaliyette olan kilise Harput kalesinin sol tarafında yer alır. Arka duvarlarını kalenin kaya kütleleri teşkil ettiğinden kilise sanki kalenin kayalıkları içine gömülmüş gibidir. İnşaa tarihi MS 1179' dur. Bu kilise Kızıl Kilise, Süryani Kilisesi ve Yakubi Kilisesi adlarıyla da anılmaktadır.Faaliyet günleri çarşamba ve pazardır.
Harputta MağaralarKentin en önemli mağarası turizme açılmış olan Buzluk Mağarası'dır. Mağara Harput'tan 4 kilometre uzaktadır. Diğer bir özelliği bu mağaranın yazın serin, kışın ise sıcak olmasıdır.Eski tarihlerde başta Serince(Şüşnaz) Köyü olmak üzere civar köylerde yaşayan insanlar yiyeceklerini saklamak amacıyla bu mağarayı kullanmışlardır..deve marası:kentin 6 kilometre uzaklıgında ölbe vadisinin içinde bulunmaktadır eski zamanlarda burdan geçen kervanlar bu maraya develerini ve yüklerini burakarak konaklarlarmış
Harput Müzesi: Müzede Elazığ ve Harput civarında bulunan tarihi eserler sergilenmektedir. Bunlar arasında kitabeler, İçme Höyüğü buluntuları ve çeşitli etnoğrafik eserler yer almaktadır.(Nisan 2003'ta kapatılmış olup 2008 yılı itibariyle halen kapalıdır.Son zamanlarda tamamen yıkılması gündemdedir.)

Kaynaklar
http://www.madenliyiz.biz
http://www.elazigkulturturizm.gov.tr
http://www.akgeziler.com

Sitemizde Yer Alan Hertürlü Döküman ve Bilginin Telif Hakkı Saklıdır. İzinsiz Kopyalanması ve/veya Yayınlanması Yasaktır.
MyDesign Web Portalından Derlenerek Hazırlanmıştır.